Ahmet KEMİKSİZOĞLU
(İşletme Bilim Uzmanı)
Araştırmacı
Sakarya Sağlık Müdürlüğü
SAĞLIK OKURYAZARLIĞI VE BAZI ARAŞTIRMA SONUÇLARI
Uluslararası literatürde daha çok kullanılan sağlık okuryazarlığı kavramı giderek ülkemizde de yaygınlaşmaya başlamıştır. Sağlık okuryazarlığı, sağlık hizmetlerine ulaşım, öz-bakım ile sağlık hizmeti sunan ekip ve birey arasındaki etkileşim olmak üzere üç temel noktada sağlık sonuçlarını etkilemektedir Sağlık okuryazarlığı okuma-yazma becerilerinin ötesinde sağlıklı davranışlar, ilaçların doğru kullanımı, sağlık hizmetlerinden nasıl yararlanacağını bilmek, aydınlatılmış onam formlarını anlamak ve imzalamak, öz bakım ve hastalık yönetimi hakkında kararlar verebilmek, evdeki tıbbi alet ve cihazları doğru kullanabilmek, bakım veren rolünü üstelenebilmek gibi sağlık bilgilerini kavrama ve değerlendirme yetisini kapsamaktadır Bireylerin sağlık durumu, sağlıkta eşitsizlik, maliyet artışları, sağlık bilgilerine ulaşabilme gibi etkenler gözönüne alındığında sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik girişimlerin planlanması ve uygulanması büyük önem kazanmaktadır.
Günümüz sağlık sisteminde bireylerin sağlığı koruma ve geliştirme uygulamalarını benimsemeleri, verilen sağlık hizmetleri hakkında bilgilenmeleri, kendi sağlıkları ile ilgili kararlar verebilmelerinde etkin olmaları, sorumluluk ve haklarını bilmeleri beklenmektedir. Ne var ki tanı sürecinin karmaşık olması, sürekli gelişen ve değişen teknoloji, kültürel farklılıklar, sınırlı okuryazarlık düzeyi, yaşa bağlı fiziksel ve bilişsel değişiklikler gibi etkenler bireylerin öz bakımlarını, öz-etkiliklerini, sunulan hizmetlerin kullanımını, sağlık ekibi ile iletişimi etkileyebilmektedir. Tüm bu süreçlerde sağlık bilgilerini arama ve anlama, sağlık bilgisi ve hizmetini sunanlar ile iletişim kurmada bireylerin sağlık okuryazarlığı önemli bir diğer etken olarak ortaya çıkmaktadır.
Türkiye’de Sağlık Okuryazarlığı
Sağlık okuryazarlığı konusuna, son yıllarda ülkemizde de ilgi artmıştır ve çeşitli faaliyetler yürütülmektedir. Sağlık Bakanlığı Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü, 26 Aralık 2012 tarihinde “Sağlık Okuryazarlığı Çalıştayı” düzenlemiştir. Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve bazı üniversiteler tarafından sağlık okuryazarlığının geliştirilmesi için çalışmalar yapılmaktadır. 2009-2012 yılları arasında, 12 bölge 23 farklı il’de 4924 kişide, Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası desteğiyle, M.Tanrısu Över ve arkadaşları tarafından Türkiye’de Sağlık Okuryazarlığı çalışması yapılmıştır. Bu çalışmaya göre, Türkiye’nin genel sağlık okuryazarlık indeksi 30.4 olarak bulunmuştur. Değerlendirme sonucunda, toplumun %24. ’nin yetersiz, %40.1’inin sınırlı sağlık okuryazarlık düzeyine sahip olduğu görülmüştür. Yani, yaklaşık 3 milyon birey yetersiz ve sorunlu sağlık okuryazarlık düzeyindedir. 24 Bireylerin SOY düzeyini ölçmek için, A.Sezer ve arkadaşları tarafından geliştirilmiş “Yetişkin Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği” Türkçe literatürde tek örnek olarak ifade edilebilir.
Bu bağlamda; Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü tarafından yapılan “Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Düzeyi ve İlişkili Faktörleri Araştırması -2018” sonuçlarına göre; Türkiye’de yaklaşık olarak 10 kişiden 7’sinin sağlık okuryazarlığı düzeyi düşük olduğu saptanmıştır. Bu araştırma ile aynı zamanda sağlık okuryazarlığı düzeyinin ulusal seviyesi de tespit edildi. Sağlık okuryazarlığı düzeyinin demografik özelliklere, sosyoekonomik koşullara ve sağlıkla ilgili konularda bilgi kaynağı olarak kullanıldığı belirtilen iletişim araçlarına göre nasıl değiştiği de incelendi.
Sağlık Okuryazarlığını Belirleyen Yeni Bir Ölçek
Türkiye’de sağlık okuryazarlığı düzeyini ölçmek üzere Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğünün yürütücüsü olduğu bir çalışma grubuyla, Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Araştırması için geliştirilen kavramsal çerçeve referans alındı. Türkiye’nin toplumsal özellikleri, toplumun sağlık düzeyi ve sağlık sisteminin yapısına uyarlılığı gözetilerek ölçek revize edildi ve Türkiye’ye uygun yeni bir ölçek olan Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-32 (TSOY-32) geliştirildi.
Bu ölçeğe göre;
Ø Ülkemizde 10 kişiden 7’sinin Sağlık Okuryazarlığı Düzeyi Düşük
Araştırma, Türkiye genelini temsil eden 6 bin 228 hane üzerinden yürütüldü. Araştırmaya katılanların TSOY-32 ile saptanan sağlık okuryazarlığı düzeyine bakıldığında; %30,9’u yetersiz, %38’i sorunlu-sınırlı, %23,4’ü yeterli, %7,7’si ise mükemmel olarak saptandı. Araştırma sonuçlarına göre Türkiye’de yaklaşık olarak 10 kişiden 7’sinin sağlık okuryazarlığı düzeyi yetersiz veya sınırlı olduğu görüldü.
Araştırma sağlık okuryazarlığı konusunda önemli sonuçlara da dikkati çekti. İşte bu sonuçlardan bazıları:
Ø Sağlık Okuryazarlığı Düzeyi Düştükçe Kronik Hastalıklar Artıyor
Sağlık okuryazarlığı yetersiz olanların %43,5’i, sorunlu-sınırlı olanların %22,6’sı, yeterli olanların %19,7’si, mükemmel olanların ise %13,5’i hekim tarafından tanısı konmuş 6 ay veya daha uzun süreli devam eden bir kronik hastalığa sahip olduğu, araştırmada ayrıca, hastalık grupları için sınırlı sağlık okuryazarlığı olanlarda sağlık okuryazarlığını geliştirmeye yönelik müdahalelerin başarılı sonuçlar vereceğini de ön görülmektedir.
Ø Erkeklerin Sağlık Okuryazarlık Düzeyi Daha Yüksek
Sağlık okuryazarlığı düzeyi cinsiyete göre de farklılık göstermektedir. Sağlık okuryazarlığı yetersiz olanların sıklığı kadınlarda %35,3 iken erkeklerde bu oran %26,4.olduğu görülmüştür. Ayrıca 10 yaşlıdan 9’unun sağlık okuryazarlığı düzeyi düşük yaş grupları arasında da sağlık okuryazarlığı düzeyi bakımından anlamlı fark bulunmaktadır. Sağlık okuryazarlığı yetersiz olanların sıklığı 18 -24 yaş grubundaki en düşük değer %14’ten ilerleyen yaş gruplarıyla birlikte artarak 65 ve üzeri yaş grubunda %65,5’e; yetersiz veya sorunlu-sınırlı olanların sıklığı ise 18-24 yaş grubundan %51,8’den 65 ve üzeri yaş grubunda %90,4’e kadar yükselmektedir.
65 ve üzeri yaş grubu için elde edilen sonuçlarda ise 10 yaşlıdan 9’unun sağlık okuryazarlığının yetersiz veya sınırlı olduğunu göstermektedir.
Ø Resmî Kaynaklar Referans Alınmalı
Yetersiz sağlık okuryazarlığı sıklığı, bilgi kaynağı olarak herhangi bir iletişim aracını kullanmayanlarda %56,8 iken, kullananlarda %18,1’dir. Belirtilmiş olan iletişim araçları içerisinde %48,6 oranıyla internet ilk sırada yer alırken, bunu televizyon %33, gazete %8,9, cep telefonu ve akıllı telefon uygulamaları %6,5 ve kitap %3,8 takip etmektedir. Ölçekte yer alan sorulara soru bazında bakıldığında ise hastalıklardan korunma/sağlığın geliştirilmesi boyutu için zor-çok zor cevapların en yüksek olduğu bir soru ise % 51 oranıyla “İnternet, gazete, televizyon, radyo gibi kaynaklarda daha sağlıklı olmak için yapılması önerilen bilgilerin güvenilir olup olmadığına karar vermektir. Kitle iletişim araçlarında yer alan sağlıkla ilgili bilgilerin güvenirliliğini değerlendirmede toplumun yarısının zorlandığını görülmüştür. Bu bakımdan sağlık alanında resmî kaynakların referans alınmasının önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır.
Ø Sağlığı Geliştirmek İçin Sağlık Okuryazarlık Düzeyini Artırmalı
Son bir yıl içinde herhangi bir sağlığı geliştiren davranış beyanı olanların sıklığı, sağlık okuryazarlığı yetersiz olanlarda %47,2 iken sorunlu-sınırlı olanlarda %53,2, yeterli olanlarda %59,1, mükemmel olanlarda ise bu oran %74,5’tir.
Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğünce yürütülen kampanyalar, etkinlikler ve hazırlanan yazılı ve görsel materyallerle sağlık okuryazarlığının artırılması sağlanmaktadır. Bunlardan bazıları şöyle sıralanabilir; Bağımlılıkla Mücadele Çalışmaları, Aile Hekiminizi Erken Tanıyın Kampanyası, Yaşama Yol Ver Kampanyası, Akılcı Antibiyotik Kullanımı Kampanyası, Obezite ile Mücadele Kampanyası, Sağlık Çocuk Dergisi, Sosyal Medya Çalışmaları gibi…
Sonuç olarak; sağlık okuryazarlığı yetersiz ya da sorunlu-sınırlı olanları kapsayacak biçimde kısıtlı sağlık okuryazarlığının Türkiye’de yaklaşık olarak on kişiden yedisini içerecek derecede ağır bir halk sağlığı sorunu olarak var olduğu saptanmış, özellikle kimi risk grupları için nerede ise o gruptaki her on kişiden dokuzunu içerecek biçimde söz konusu ağırlığın daha da artacağı görülmüştür. Bu araştırma sonuçlarının da gösterdiği gibi sağlık okuryazarlığı düzeyi hem çeşitli sosyoekonomik değişkenlerden etkilenen hem de sağlık düzeyini ve sağlık hizmetlerini etkileyen bir parametre olması nedeni ile sağlıkla ilişkilendirilebilecek çok sayıda değişken kavşak noktasında yer almaktadır. Diğer taraftan müdahale girişimlerinin bir çıktısı olarak sağlık okuryazarlığı düzeyi, sağlık okuryazarlığını geliştirmeye yönelik farklı aktörlerin girişimlerinin kavşak noktasında yer alarak bir başarı parametresi olabilir. Çünkü sağlık okuryazarlığının geliştirilmesi çabalarının teker teker sadece bireylerin, politika geliştiricilerin ya da sağlık çalışanlarının sorumluluğu altında olamayacağı bilinmelidir. Sağlık okuryazarlığı çok sayıda paydaşın ilgisinin kesiştiği bir noktada yer almaktadır. Kamu otoritesi, sağlık hizmet sunucusu kuruluşlar, basın yayın kuruluşları, yetersiz sağlık okuryazarlığı için risk altındaki kişi grupları, sivil toplum örgütleri, sağlık çalışanları, eğitimciler, iletişimciler, üniversiteler, yardım örgütleri, yerel yönetimler, vb. gibi. Tüm paydaşları olabildiğince içeren müdahale programları aracılığıyla sağlık okuryazarlığının geliştirilmesi, sağlığının geliştirilmesi faaliyetleri içinde anahtar rol görevi görebilecektir.
Kaynak:
1-Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü “Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Düzeyi İlişkili Faktörleri Araştırması Ankara-2018
2-Yılmaz, M., Tiraki, Z., Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Elektronik Dergisi, “Sağlıkokuryazarlığı Nedir? Nasıl Ölçülür? İzmir-2016

